Ahlâk, sahip olunan iyi ya da kötü huylar olduğuna göre "ahlâksız insan" yoktur. Yalnızca iyi huylu veya kötü huylu insan vardır. İyi huylar, insanı manevi olarak yüceltip erdemli kılan ahlâkın faziletli davranışlardır. İyi huylu güzel ahlâk sahibi olmak, üstünlük vasfını haiz bir meziyettir.
Fizyolojik boyutu toprak, metafizik boyutu ruh olan in- san nesli, bel ve göğüs kafesi arasından çıkan hakir bir suyla devam eder. Doğumla birlikte başlayan geçici dünya hayatı kimileri için erken, kimileri için de önceden bildiklerini bilmez hale geldiği ömrünün en düşkün çağında sona erer.
İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Dünyaya getirilme gayesi Allah’a kulluk ve hayatı boyunca da kulluk etmek olan insan, Allah’ın sıfatlarından bazılarının izdüşümlerini üzerinde barındırır.
İnsanın yaratılış gayesi, kendisinin ve kâinatın yaratıcısı olan Allah’ı tanıyıp O’na kul olmaktır. Allah, insanı ancak kendisine kulluk etmesi ve kimin amelinin daha güzel olacağını sınamak için gökleri, yeri, ölümü ve hayatı yaratmıştır. Bütün işler de olduğu gibi insan da ölümüyle birlikte Allah’a döndürülecektir. (11/7; 35/4; 36/22; 51/56; 67/2)
“İnsanlar yüzlerce deveye benzer; içlerinde neredeyse bir tane binek devesi bulamazsın!”(Buhârî, Rikâk,35)
Takva, Allah’ın belirlemiş olduğu sınırlar dahili’nde kalarak hem haram ve günahlardan hem de şüpheli durumlardan sakınmaktır. Takva, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı azami ölçüde duyarlı davranmaktır. Takva, Allah’a itaat ederek O’na karşı gelmekten sakınmaktır. (26/108, 110, 126, 131, 144, 150,163,179)
“Takva sahibi olan müminin ahlâkı da güzel olur.”(Tirmizî,Birr,55)
“Mümin, Allah’a duyduğu saygı nispetinde O’nun katında değerlidir.”(Buhârî, Menâḳıb,1; Müslim, Feżâil,168)
Günah, “Allah’a kulluk” etmesi için yaratılan insanın kulluğuna engel olan her şeydir. İnsan boşuna yaratıldığını ve başıboş bırakılıp, tekrar yaratıcısına döndürülmeyeceğini mi zanneder?
Ezelden ebede yolculuğun geçici durağıdır dünya hayatı. Burası, kimin daha iyi kulluk yapacağının son nefesini verinceye kadar sınandığı yerdir. Ölümle nihayete eren geçici dünya hayatı, kıyamet sonrası yeniden dirilişle birlikte ebedi hale gelmiştir.
Akıl, Allah’ın fıtri olarak insana bahşetmiş olduğu ve onu diğer canlılardan farklı kılan bir üstünlüktür. İnsan, aklı sayesinde hak ile batılı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırabilme yeteneğine haizdir.
Kibir, kişinin kendini büyük, başkalarını küçük görüp aşağılama halidir. Alçak gönüllü olmak ve gösterişsiz davranmak olan tevazunun zıddıdır. Varlıklı ve makam sahibi kimselerin, toplumun çoğunluğunu meydana getiren ahaliyi ekonomik durumu, inancı, sosyal statüsü gibi nedenlerle aşağılamasıdır. Kibrin varabileceği nihai nokta ise, kişinin Allah’a karşı takındığı tavırdır. Bu noktaya gelen kimse artık, Allah’a boyun eğerek kul olmayı kendine yediremez hale gelmiştir.
Üstünlük vehmine kapılmak olan kibrin sebebi, sahip olunan kişisel ve dünyevi hasletlerin öne çıkarılma isteğidir. Bu isteklerin başında sahip olunan ekonomik güç, ilim, ibadet, dış güzellik ve soy mensubiyeti gelmektedir.
İnsan, sadece yeryüzünde bulunanlara değil Allah’a ve peygamberlere karşı da kibirlenir.
Kur’an’da zikredilen sembolleşmiş belli başlı kibir abide- lerinin başını Şeytan, Karun, Nemrut ve Firavun çekmektedir.
“Müslümanın kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.” (Müslim, Birr,32; Ebû Dâvud, Edeb,35; Tirmizî, Birr,18; İbni Mâce, Zühd,23)
“Gösteriş yapan, çâlim satan, böbürlenerek yürüyen ki- birli kimsenin yüzüne Allah, kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.” (Buhârî, Libâs,1-2,5; Müslim, Libâs,42-48; Ebû Dâvûd, Libâs,25-27; Tirmizî, Libâs,8-9; İbni Mâce, Libâs,6,9)
Allah’a karşı kibirlenerek haddi aşan ve kâfirlerden olan şeytan, kibrin ve kötülüğün sembolü olmasına rağmen hiçbir zaman ilahlık iddiasında bulunmamıştır. Huzurdan kovulduktan sonra kıyamete kadar, Allah’a muhalefet etmeyi ve insanın fıtratını bozmayı kendine görev edinmiştir.
İnsanın apaçık düşmanı olan şeytan, vaat ve yalanlarıyla etkisi altına aldığı kimselerin fıtratını bozup Allah’ı unutmalarını sağlar. Hesap günüde ise onları yüzüstü bırakır. Takva sahibi müminler ise şeytanın şerrinden ve verdiği vesveseden Allah’a sığınırlar.
Sayfa 2 / 2