Akıl

Kılavuzdan Yolcuya Kitabından AlıntılarAkıl, Allah’ın fıtri olarak insana bahşetmiş olduğu ve onu diğer canlılardan farklı kılan bir üstünlüktür. İnsan, aklı sayesinde hak ile batılı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırabilme yeteneğine haizdir.

İnsan akıl sayesinde, Allah’ı tanımakta ve O’na kul olmanın gereklerine yerine getirmektedir.

İnsanın aklı, Allah’ın sınırsız olan külli iradesi karşısında sınırlıdır. O’nu tamamıyla anlayıp kavraması mümkün değildir. Aklın aciz kaldığı zamanlarda ise kalp devreye girer.

Akıl, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olup, O’na şek ve şüphesiz inanmayı sağlar.

Allah ayetlerini, insanların aklını kullanmaları için açıklar. Hiç bilenle bilmeyen ve kör ile gören bir olur mu? Bu ger- çeği ancak, aklını kullananlar kavrayabilir. Ancak selim akıl sahipleri doğru düşünüp, bilgi sahibi olarak ayetlerin hikmetine vakıf olabilirler. (2/242; 6/50; 29/43; 39/9)

Kur’an hayat veren bir çağrıdır. Akıl edip düşünen dirileri uyarmak ve kâfirler hakkında gerçekleşecek olan azabın bildirilmesi için gönderilmiştir.

Kur’an, manen ölmüşleri diriltip, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Karanlıkta yolunu kaybetmiş bir kimse, kendisine yolunu bulması için bir ışık verilen kimse gibi mi olur? Kur’an doğru yola eriştiren bir ışıktır. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. (4/174; 6/122; 7/157; 8/24; 9/32; 36/70; 42/52; 61/8; 64/8)

İnsan tartışmaya çok düşkün bir varlıktır. Kur’an ayetleri, aklını kullananların düşünüp öğüt alması için değişik şekil- lerde açıklanmıştır. Gerçeklerin anlaşılması için Kur’an’da, türlü türlü misaller verilmiştir. Ancak bu misaller, inkârlarında direndikçe direnenlerin gittikçe haktan uzaklaştırmalarını sağlamıştır. Şayet bu Kur’an bir dağa indirilmiş olsaydı insanlar onu, saygıdan eğilmiş ve paramparça olmuş bir vaziyette görürdü. Allah bu misali, insanlar aklını kullanıp düşünsünler diye vermektedir.

Bu Kur’an eğer Allah tarafından değil de bir başkası tara- fından indirilmiş olsaydı, içinde mutlaka birçok çelişki barındırırdı. (4/82; 17/41, 89; 18/54; 30/58; 39/27; 59/21)

İçki ve kumar, her ikisinde de insanlar için büyük günah ve bir kısım da faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından çok daha büyüktür. Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının ürünlerinden hem güzel gıdalar hem de sarhoş edici içkiler elde edilir.

İçki, kumar, putlar ve şans oyunları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durmak ise kurtuluş vesilesidir. İşte bütün bunlarda aklını kullananlar için açık deliller vardır. (2/219; 4/43; 5/90; 16/67)

Kur’an’ın hak olduğunu görüp bilen kimse ile görmeyen elbette bir olamaz. Bunu ancak, aklını kullananlar idrak edebilirler. Sağıra duyurmak, köre veya apaçık sapkınlık içinde olana yol göstermek mümkün değildir. Çünkü ölüler işitmez, sağırlar duymaz ve körler doğru yolu bulamazlar. Kur’an’ın çağrısına ancak, aklını kullanıp düşünmek suretiyle inanan ve kayıtsız şartsız teslim olanlar kulak verirler. (13/19; 27/80-81; 30/52-53; 43/40)

Allah katında canlıların en kötüsü aklını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir. Onlar ki, inkâr eder ve inkârlarında diretirler. Benimsedikleri bu hayat tarzı üzere yaşar ve ölürler. (8/22, 55)

Şayet Allah dileseydi yeryüzünde yaşayan herkes iman ederdi. İman etmeyenler için dinde zorlama yoktur. Kim ki Allah’a iman eder, Allah da onun gönlünü doğruya yöneltir ve o, kopmayan sağlam bir kulpa tutunmuş olur. (2/256; 10/99; 64/11) İman etmeyenlere ne ispatlar ne de uyarılar fayda verir. Allah, aklını kullanmayanları inkâr bataklığında bırakır. Onlar, hesap günü gelip te cehennem azabıyla karşılaştıklarında, “Vaktiyle uyarılara kulak verseydik ya da aklımızı kul- lansaydık şimdi cehennem ehliyle birlikte olmazdık” diye piş- manlıklarını dile getirirler. (10/100-101; 67/10)

Aklı-ı selim sahibi olanlar ayakta dururken, otururken, yatarken ve her hallerinde hep Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünüp, “Rabbimiz! Sen bütün bunları boş yere yaratmadın. Yüce olan zatını her türlü noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizi cehennem azabından koru” diye dua ederler. (3/191)

Allah, doğru hüküm verme yeteneği olan hikmeti, onu layıkıyla hak edene verir. Kime bu yetenek verilmişse ona büyük hayır verilmiş demektir. Hikmet dolu Kur’an’ı ancak akıl sahipleri anlar. Onun gerçek olduğunu bilen kimse ile ona kör kesilen bilgisiz kimse elbette bir değildir. Bunu ancak akıl sahipleri idrak ederler. (2/269; 13/9; 36/2)

Allah’a karşı yalan uyduran inkârcılardan çoklarının zaten aklı ermez. Onlar, çağrıldıkları namazı alay konusu yapıp eğlenirler. Kurtuluşa ermek isteyen akıl sahipleri ise, pisin çokluğu hoşlarına gitse bile onu temize tercih etmezler. Onlar, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve ahiret yurdunun daha hayırlı olduğuna inanırlar. (2/197; 5/58, 100,103; 7/169)

Akıl ile İlgili Hadis-i Şerifler 


 

Akıl

Kılavuzdan Yolcuya Kitabından Alıntı