Kibrin Sebepleri

Kılavuzdan Yolcuya Kitabından AlıntılarÜstünlük vehmine kapılmak olan kibrin sebebi, sahip olunan kişisel ve dünyevi hasletlerin öne çıkarılma isteğidir. Bu isteklerin başında sahip olunan ekonomik güç, ilim, ibadet, dış güzellik ve soy mensubiyeti gelmektedir.

a) Ekonomik Güç

Kişinin sahip olduğu mal ve servetten dolayı kibre kapılıp şımarmasına en çarpıcı misal, Hz. Musa’nın (a.s.) kavminden olan Karun’dur. Allah ona öyle hazineler vermişti ki, sadece anahtarlarını taşımak için güçlü kuvvetli bir ekibe ihtiyaç duyulurdu. Halkı ona,

“Sakın şımarma! Bozgunculuk da yapma. Hiç şüphe yok ki Allah, şımaranları ve bozguncuları sevmez. O’nun sana ihsan ettiklerinden sen de insanlara ihsanda bulun ki ahiret yurdunu kazanabilesin” dediğinde o,

“Ben bu serveti kendi bilgim sayesinde elde ettim” diye- rek kibre kapılmıştı. Halbuki Allah vaktiyle ondan çok daha güçlü ve servet sahibi olanları helak etmişti. (28/76-78)

Karun, gösterişli bir şekilde halkının karşısına çıktığında, dünya hayatını arzulayıp kendisine imrenenler,

“Keşke Karun’a verilen bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı birisi” derlerdi. Allah onun, evini barkını ve tüm servetini yerin dibine geçirdiğinde onun yerinde olmayı isteyenler bu kez de

“Yazıklar olsun bize! Rızkını dilediğine bol, dilediğine de ölçülü veren Allah, eğer bize lütufta bulunmamış olsaydı sonumuz onunki gibi olacaktı. Demek ki inkârcılar iflah olmazlarmış!” dediler. (28/77-82)

Kur’an’da verilen misallerden biri de üzüm bağına sahip olan iki adamın halidir. Bunlardan ürünü bol olan diğerine,

“Ben servetçe senden daha zengin, nüfusça daha güçlü- yüm” diyerek böbürlenmişti. Ancak, onun da bağı helak olmaktan kurtulamamıştı. (18/32-44)

Dünya hayatı gökten inen bir su gibidir. Toprağa düşen yağmur, onu emen bitkide vücut bulduktan sonra ömrünü ta- mamlayıp, rüzgârın savurduğu çerçöp haline dönüşür. Dünya hayatının geçici süsü olan servet ve evlatlar da böyledir. Allah’ın nezdinde kalıcı olanlar ise, hem sevap olarak daha hayırlı hem de ümitlenmeye daha layık olan dünya ve ahiret için yapılan iyi amellerdir. (18/45-46)

Mal ve evlat çoğaltma yarışı insanları öyle oyaladı ki, me- zarlıklardaki ölüleriyle bile övünür hale geldiler. (102/1-2)

b) İlim

Cehaletin zıddı olan ilim de tıpkı cehalet gibi insanı kibre düşürür. İlim sahibi, kendinden üstün olanlara değil de alt seviyede olanlara baktığı müddetçe kibir kaçınılmaz hale gelir. Aslında bu durum, cehaletin şekil değiştirmiş halidir. Ancak gerçek ilim sahipleri Allah’a derinden saygı duyarlar. İnsana verilen ilmin pek az olduğuna ve her ilim sahibinin üzerinde daha iyi bilen birinin varlığına inanırlar. (35/28; 17/85; 12/76)

İnsanlardan öyleleri vardır ki sahip olduğu nimetler için, “Bu benim bilgim sayesindedir” diyerek kibre kapılıp, kendi- sine verilmiş olan nimetin bir imtihan aracı olduğunun farkı- na varmazlar. (28/78; 39/49)

Allah’ı tanıyıp bilen kimse, O’na itaatsizlikten en çok sakınan kimsedir. Allah’a itaatsizlikten sakınanlar ise O’nun nezdinde en değerli olanlardır. (49/13)

c) İbadet

Özünden uzaklaşmış kibir ve riya içeren amel ve ibadet- lerin çokluğu, sahibine fayda yerine zarar verip, küfre düşmesine sebep olur.

Vay o namaz kılanların haline! Onlar, kıldıkları namazın ne anlama geldiğinden habersiz, gösteriş meraklısı ve en kü- çük bir iyiliğe dahi engel olan kimselerdir. (107/4-6)

Mallarını insanlara gösteriş olsun diye harcayan, sonra da başa kakarak sadakalarını boşa çıkaranların durumu, şiddetli bir yağmurunüzerindeki toprağı alıp götürdüğü çıplak kaya gibidir. Onlar, yapmış olduğu amellerinden hiçbir fayda elde edemezler. (2/264)

d) Dış Güzellik

İnsanın, başkalarına göre avantaj olarak addettiği fiziki özelliklerini birer üstünlük meziyetiymiş gibi görmesi ve giyim kuşamında gösteriş yapması onu kibre götürür. Kişi, kendisine emanet olarak verilen güzellikler için, nimeti verene hamd ile şükredip tefekkür etmelidir. Sahip olduğu fiziki üstünlüklerini giyim kuşamıyla insanların gözüne sokarak teşhir etmemelidir.

Allah, mümin erkekler ve mümin kadınlara gözlerini harama bakmaktan sakınıp namuslarını korumasını, kadınların kendiliğinden görünen yerleri hariç olmak üzere ziynet yerlerini göstermemesini, başörtülerini yakalarının üzerine kadar salmalarını, ziynet yerlerini namahreme açmamalarını ve onları aşikar hale getirecek tutum ve davranışlardan sakınmalarını emretmektedir. (24/30-31)

e) Mensubiyet

İnsanı ve eşini topraktan yaratan Allah, her ikisinden de farklı renklerde birçok erkek ve kadın meydana getirmiştir. Birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları için toplumlara ve kabilelere ayırmıştır. Mensubiyet, bir üstünlük göstergesi değildir. Allah katında en değerli olanlar, O’ndan en çok korkanlar ve hakikati bilip saygı duyanlardır. (4/1; 35/28; 49/13)

Asabiyet takıntısı olanlar, inananları ayak takımından görürler. Her zaman onları aşağılayıp, aynı ortamda bulunmayı zül addederler. Allah, hakir görülen müminlere kol kanat gerilmesini ve mensubiyet yönünden kendisini üstün görenler istedi diye bulunduğu meclislerden kovulmamasını emreder.(6/52; 11/27-30; 18/28; 26/111,114,215) 


 

Kibrin Sebepleri

Kılavuzdan Yolcuya Kitabından Alıntı