Kur’an’da zikredilen sembolleşmiş belli başlı kibir abide- lerinin başını Şeytan, Karun, Nemrut ve Firavun çekmektedir.
1) Şeytan
Şeytan ile İlgili Detaylı Bilgiler Burada >>
2) Karun
Sahip olduğu servet neticesinde şımaran ve kibirlenen Karun’un kıssası, Neml suresinin ilgili ayetlerinde anlatılmıştır. (27/76-84)
Hz. Musa’nın (a.s.) kavminden olan Karun’a Allah, öyle hazineler vermişti ki sadece anahtarlarını taşımak için güçlü kuvvetli bir ekibe ihtiyaç duyulurdu. O, Allah’ın kendisine ihsanda bulunduğundan harcama yapmayan şımarık ve bozguncunun tekiydi. Gösterişli bir şekilde halkının karşısına çıkıp, sahip olduğu serveti kendi bilgisi sayesinde elde ettiğini övünerek böbürlenirdi. Kavmi de onun bu haline imrenip, ona verilenin kendilerine de verilmelerini arzu ederlerdi.
Kendilerine ilim verilenler ise iman edip faydalı işler yapanların Allah katındaki mükâfatının çok daha üstün olduğunu ve o nimetlere de ancak sabredenlerin kavuşacaklarını söylerlerdi.
Sonunda Allah, Karun’un evini barkını başına yıkıp yerin dibine geçirdi. Daha dün onun yerinde olmayanları dileyenler, “Yazıklar olsun bize!” diyerek pişmanlıklarını dile getirmeye başladılar. “İyi ki Allah bize lütufta bulunup ta onun durumuna düşürmemiş. Meğer inkârcılar iflah olmazmış. Maazallah bizim de sonumuz onun gibi olacaktı” diyerek şükrettiler.
Güzel son olan ahiret yurdu, kibirlenmeyen ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak istemeyenler için olacaktır. Kim bir iyilikle gelirse daha fazlasıyla mükâfatlandırılacaktır. Kötülükle gelenler ise yalnızca yaptıklarının karşılığını göre- ceklerdir.
3) Nemrut
Nemrut, Allah’ın kendisine verdiği hükümdarlık sebebiyle şımarıp, kibirlenerek Hz. İbrahim (a.s.) ile tartışmaya girmişti. Hz. İbrahim (a.s.), “Rabbim yaşatan ve öldürendir” dediğinde o da “Ben de yaşatır ve öldürürüm” demişti. Hz. İbrahim (a.s.), “Allah güneşi doğudan getirmekte, sen de onu batıdan getirsene” dediğinde ise, Nemrut kâfiri şaşırıp kalmıştı. Allah zâlimler topluluğunu hidayete erdirmez.(2/258)
4) Firavun
Firavun haddi aşan büyüklük taslayan zorba biriydi. Allah, “Firavun’a git, çünkü o sınırı çok aştı” diyerek Hz. Musa’yı (a.s.) kardeşi Hz. Harun (a.s.) ile birlikte ona gönderdi. Aklını başına alması için ona yumuşak bir üslupla davranmalarını buyurdu.
Fakat herkese tepeden bakan Firavun ve onun önde gelen adamları büyüklük tasladılar. “Soydaşları bize kölelik yapan ve bizden farkı olmayan bu iki adamın sözüne mi inanacağız” diyerek onları yalancılıkla itham ettiler. Hz. Musa’ya (a.s.), “Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Nice yıllar bizimle olmadın mı? Nihayet bunu da yaptın öyle mi? Sen ne nankör birisin” dediler. (44/31; 20/44; 23/48; 26/18-19)
Hz. Musa (a.s.) Allah tarafından mucizeler ile desteklenip, “Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” dediğinde onların yaptığı yalnızca gülmekten ibaretti. Firavun, “Ey kavmim! Mısır’ın mülkiyeti benim değil mi? Ben bu değersiz ve neredeyse meramını anlatmaktan aciz adamdan daha üstün değil miyim? Mademki peygamber olduğunu iddia ediyor, o halde neden gökten melekler inip kendisine eşlik etmiyor. Gökten kendisine altın bilezikler indirilse ya!” diyerek onun peygamberliğini inkâr etti. (43/46-53)
Hz. Musa (a.s.), Allah’ın apaçık delilleri ve mucizeleriyle birlikte Firavun’a ve onun adamlarına gittiğinde, Firavun ve ileri gelen adamları onun bilgili bir sihirbaz olduğunu ve kendilerini yurtlarından etmek istediklerini öne sürüp ahalinin aklını çeldiler. Ne yazık ki halk da tercihini, Firavun’un bu isabetsiz emrine uymaktan yana kullandı. Onlar, Allah’ı öfkelendirici davranışlarını sürdürmeye devam edince, Allah da onları hak ettikleri cezaya çarptırdı. İnkâr ettiği ayetlerden gafil olmaları sebebiyle onları denizde boğdu. (11/97; 7/110; 26/35; 43/46-54; 7/136)

Kibrin Sembolleri
Kılavuzdan Yolcuya Kitabından Alıntı
