İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Dünyaya getirilme gayesi Allah’a kulluk ve hayatı boyunca da kulluk etmek olan insan, Allah’ın sıfatlarından bazılarının izdüşümlerini üzerinde barındırır.
İnsan, kul olmanın gereği son nefesine kadar imtihana tabi tutulacaktır. Ölümün ardından yeniden dirilişiyle birlikte hesaba çekilecektir. Dünyada yapıp ettiklerinin hesabını ahirette verdikten sonra, kâr ya da zarar durumuna göre ebedi hayatına devam edeceği varış yerine sevk edilecektir.
İnsan, kadınıyla erkeğiyle aynı türden (topraktan) yaratılmış, zürriyetini de sudan devam ettiren bir varlıktır. Allah, toprağı özlü ve yapışkan çamur haline getirip ona insanın düzgün ve tam şeklini vermiştir. Sonra da kuruyan balçığa ruh üfleyerek “Ol” emriyle birlikte ilk insanı yaratmıştır. (3/59; 4/1; 6/98; 7/12, 189; 15/26, 28-29,33; 17/61; 22/5; 30/20; 32/7; 35/11; 37/11;38/72; 39/6; 40/67; 87/2)
Allah, her şeyi çift (erkekli dişili olarak) yarattığı gibi insanı da çift yaratıp, ikisinden birçok erkek ve kadının üremesini sağlamıştır. Onların arasına sevgi ve şefkat duyguları yerleştirip, tanış olmaları ve ısınıp kaynaşmaları için kavim ve kabilelere ayırarak yeryüzüne yaymıştır. (4/1; 6/98; 7/189; 30/21; 36/36; 39/6; 43/12/; 49/13; 50/7; 51/48)
Fizyolojik boyutu toprak, metafizik boyutu ruh olan insan nesli, bel ve göğüs kafesi arasından çıkan önemsenmeyen bir suyun (spermin) özünden devam etmektedir. (32/7-8; 86/6-7)
Sağlam ve korunaklı bir yere (ana rahmine) atılan sperm, önce döllenmiş yumurta olarak embriyoya sonra bir tutam et parçasına dönüşür. Et parçası, üzerine giydirilen kemikler ve adalelerle insan suretini alır. Sonra da Allah’ın kendisine üflediği ruh ile cenin halini alır. Üç karanlık içindeki evrelerini belli bir sürede tamamladıktan sonra güçsüz bir şekilde dünyaya gelir.
Allah ona, güçsüzlüğünün ardından bir güç, gücün ardından bir kez daha güçsüzlük (ihtiyarlık hali) verir. Doğumla birlikte başlayan dünya hayatı, kimileri için erken kimileri için de önceden bildiklerini bilmez hale geldiği ömrünün en düşkün çağında son bulur. ( 22/5; 23/13-14; 30/54; 39/6; 40/67; 71/13- 14; 77/20-24; 95/2)
Allah, insanı en güzel şekilde yaratıp, üstün ve saygıdeğer kılmıştır. Onu başkalarına değil, ancak kendisine kulluk etsin diye iştir ve görür kılmıştır. (51/56; 76/2; 95/4)
Topraktan yaratılan insan, ölümüyle birlikte yine toprağa dönecek ve hakka çağıran o korkunç sesle birlikte kabirlerinden çıkarılacaktır. Ölüleri dirilten, hiç şüphe yok ki Allah’ın ta kendisidir ve O, her şeye kadirdir. (7/25; 20/55; 22/6; 50/42; 71/18)
O insan ki, niçin ve nasıl yaratıldığına bakmadan, açıktan açığa yaratıcısına karşı çıkarak muhalif kesilir. Kendi yaratılışını unutup, “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diye alay eder. Yaratmanın her türlüsünü bilen Allah, onları ilk başta nasıl yarattıysa öldükten sonra da tekrar yaratmaya kadirdir. (16/4; 36/77-79; 75/37-40; 86/5-8)
Ey gerçeklere inanmayıp ondan yüz çeviren, çalım satarak yeryüzünde dolaşan kibir abidesi kahrolası o inkârcı insan! Hiç düşünmez misin ki, Allah seni önemsenmeyen atık bir sudan yarattı. Sen bu halinle ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşüp göğe çıkabilirsin. Yoksa sen kendinin başıboş bırakılacağını mı sandın? Unutma! O inkâr ettiğin ve senin için acı son olan kıyamet, yaklaştıkça yaklaşmaktadır.(17/37; 75/31-36; 80/17)

İnsanın Yaratılış Şekli
Kılavuzdan Yolcuya Kitabından Alıntı
