Anne ve Çocuğun Vefatı

Geç Kalıyorsun Romanından AlıntıDoktor, hastasının vefat haberini bizzat vermek üzere ameliyathaneden dışarı çıktı. Yeşil kıyafetli adamın karşısına ilk dikilen Zeynep olmuştu. Peşinden babası ve Ali dedesi de gelip, yanında hizalandılar.

Doktor alnına inen bonesinin hafifçe yukarı kaldırıp, karşısına dizilenlere baktı. Her üçünün de ortak noktası, ümit ve korkuyu aynı anda yaşıyor olmalarıydı. Aralarındaki tek fark, erkeklerin gözünde tevekkül; kızınkinde ise yakarış vardı. Maskesini çenesinin altına indirip, “Maalesef” ile başladığı cümlesini “Başınız sağ olsun” diye sonlandırdığında Zeynep kendini kaybetmişti. Çıldırmış gibiydi. Saçını başını yoluyor, “Anne!” diye bağırıyordu. Koridorlarda yankılanan feryadını duyanlar, etrafını sarmaya başladılar. Acısından ne dediğini bilmiyordu. Kendisinden asla sadır olmayacak sözler sarf etmeye başlamış, “Neden Allah’ım! Neden benim annem!” diyerek isyan derecesine gelmişti...

Kızının bu durumu karşısında çok müteessir olmuştu babası. Onu yerden kaldırıp, omuzlarından sıkıca kavradıktan sonra birkaç kez sarsıp, “Yapma evladım” diye yalvardı. “Sen inançlı birisin. Göz ağlar, kalp üzülür. Lakin Rabbimizin razı olmayacağı bu tür sözler söylememelisin” diyerek, içine düştüğü isyan gay- yasından çekip çıkarmaya çalışsa da başarılı olamadı. Yapılan sakinleştirici sayesinde ancak zapt edilebilmişti…

Ebe Halime arada bir kontrol için müşahede odasına gidiyordu. Son gidişinde çocuklardan birinin vefat ettiğini görünce, babasına haber vermek için dışarı çıktı. Başı avuçları arasında, iki büklüm vaziyette oturan Ömer’in yanına geldi. “Zavallı adam” diye geçirdi içinden. Omuzuna hafifçe dokunarak,

“Beyefendi” diye seslendi. Başını kaldırıp korku dolu göz- lerle Ebe Halime’ye baktı. Ayağa kalkarken endişeli bir ses tonuyla,

“Buyurun” diye karşılık verdi.

“Benim için çok zor olsa da söylemek zorundayım” dedi. Lafı dolandırmadan, “Maalesef çocuğunuz da vefat etti” dedi…

Tıpkı doğum haberinde olduğu gibi vefat haberinde de, yüz ifadesinde en ufak bir değişiklik olmamıştı. Buna rağmen tepkisizliği kısa sürmüştü. Gözü kararıp başı dönmeye başladı. Sendelediği esnada koluna giren Muhtar, yere düşmesine mani oldu. Onu götürüp boş bir kanepeye oturttu. Oldukça uzun süren tefekkür halini, ellerini semaya açarak şöyle sonlandırdı: “Ya Rabbi! Bana ve kızıma sabır ver. Beni ve kızımı sabredenlerden kıl. Biz senden geldik yine sana döneceğiz. Bize metanet ver. Senin takdirin başımız gözümüz üstüne. Üzerimizdeki her türlü tasarrufuna razıyız...” 


 

Anne ve Çocuğun Vefat

Geç Kalıyorsun Romanından Alıntı