Çamur sıvalarının altından taş duvarları çıkmış iki katlı evin önünde yaşlı bir kadın ellerini semaya açmış,
“Rabbim! Sana şükürler olsun oğlum döndü” diye nida ediyordu.
Ellerini yüzüne sürdükten sonra yazmasından dışarı çıkan ak saçlarını içeri sokuşturdu. Boyaları dökülmüş mavi demir kapıya tutunarak ayağa kalktıktan sonra bastonunu eline aldı. Rükû vaziyetinde birkaç adım atmıştı ki birden durup kıyam vaziyeti aldı. Bitişik evin balkon demirleri arasından başını uzatan kıvırcık saçlı küçük kız,
“O adam senin oğlun değil!” diye seslemişti.
Yıllardır umudunu yitirmeden sabırla bekliyordu. Arada bir aklını seyahate çıkarır, gördüğü her yabancıyı oğluna benzetirdi. Köyün yaramaz çocukları onun bu haliyle alay ettiklerinde söylenerek peşlerinden birkaç adım atıp, tehditkâr ifadelerle asasını havada sallayarak tepkisini gösterirdi.
Hayallerini bir kez daha yıkan küçük kızı hoşnutsuz bakışlarıyla içeri kaçırdıktan sonra tekrar rükû vaziyeti alarak geldiği yere geri döndü. Koyun derisinden postuna oturduktan sonra sırtını binek taşına dayadı. Kapının önüne bıraktığı sepetin içinden kirmanını alıp, kaldığı yerden yününü eğirmeye devam etti.

Yaşlı Kadın
TeReKe Romanından Alıntı
