Lokomotif, arkasına takılan vagonların yanı sıra yolcularını uğurlayanları da peşine takıp yavaş yavaş ilerliyordu.

Ferudun Çınar

Gurbet Dönüşü

Tereke Romanından AlıntıBoğazın soğuk suları gökyüzünün kül rengine bürünmüştü. Karşılıklı olarak deniz üzerinde gidip gelen vapurlardaki yolcuların halet-i ruhiyesini düşündü. Çoğunlukta olanlar hangisiydi? Hüzün ve kedere gark olanlar mı yoksa mutlu ve huzurlu olanlar mıydı? Görevlinin,

“Haydarpaşa yolcusu kalmasın!” ikazıyla birlikte daldığı derin düşüncelerden sıyrılıp yerinden kalkarak çıkışa gitti. Verilen iskeleden inip elleri cebinde kalabalığın arasına karıştı.

Aşınmış mermer basamakları birer ikişer atlayarak, garın heybetli ahşap kapısından içeri girdi. Gişeye gidip Anadolu Ekspresi için bir bilet satın aldı. Tavandan sarkan tepsi büyüklüğündeki saate göre trenin kalkmasına daha yarım saat vardı. Zamanın büyük bir kısmını gar tuvaletinde saklanarak geçirdi.

Hoparlörden yapılan anonslar, peronlarda bekleyen trenlerin güzergâhları ve kalkış saatlerini haber veriyordu. Seyahat edeceği tren beş dakika sonra hareket edecekti. Yanına gidip biletinde yazan vagona girip yerine otururken, cam kenarındaki koltuk komşusuna selam verip hayırlı yolculuklar temennisinde bulundu. Kerhen karşılık veren adam yeniden başını cama doğru çevirdi ve yolculuk boyunca tek kelime dahi etmedi.

Yer hizmetleri görevlisinin uzun uzun öttürdüğü düdük, kalkış saatinin geldiğini haber veriyordu. Yolcular başlarını camlardan çıkarmış, geride bıraktıklarına el sallayarak vedalaşmaya başlamışlardı. Lokomotif, arkasına takılan vagonların yanı sıra yolcularını uğurlayanları da peşine takıp yavaş yavaş ilerliyordu. Geride kalanlar, hızına ayak uyduramadıkları trenin arkasından el sallamakla yetiniyordu. Son vagonu da yolcuların hüzünlü bakışları arasında peronu terk eden tren, Anadolu’nun bozkırlarına doğru yol almaya başladı. Hızlandıkça raylardan çıkan seslerin ritmi de giderek kayboluyordu. Bu ses kimilerinin uykusunu kaçırırken, kimilerine de ninni gibi geliyordu... 


 

Gurbet Dönüşü

TeReKe Romanından Alıntı