Dağın ardından yükselen kurşuni bulutlar, gölgeleri ait oldukları cisimleri iki katına çıkaran güneşi esaret altına almıştı.

Ferudun Çınar

Köy Evleri

Tereke Romanından AlıntıÜzerinden geçtiği taş köprünün gözlerinden beyaz köpükler saçarak çağlayan suyun sesi hâlâ kulaklarındaydı. Itrî’nin se gâh makamındaki bayram tebriki ve salat-ı ümmiyyesi gibi insanın içine huzur veriyordu.

Asfalt yoldan çıkıp tarlalar arasından geçen tekerlek izlerini bir müddet takip ettikten sonra köyü karşıdan gören bir yerde durdu.

Ayakta kalmayı başarabilmiş az sayıdaki ev köyün sırtını dayadığı dağın eteklerine sıkı sıkıya tutunmuştu. Damları duvarları arasına çöken ve bir zamanlar yan yana yaşadıkları evlerin akıbetine direnmeye çalışıyorlardı. Toprak damların yerini alan çinko çatıların üzerine, tencere büyüklüğünde koca koca uydu antenleri yerleştirilmişti. Anılarını burada bırakıp kendilerini şehirlerin betonarme evlerine hapseden vefasız sahiplerinden şikâyetçiydiler. Bir an önce gelip yıllar önce kilit vurdukları kapılarını açmalarını istiyorlardı… 


 

Köy Evleri

TeReKe Romanından Alıntı