Kâinatı insan için yaratan ve kontrolünü de onun em- rine veren Allah, (27/60-64) şüphesiz yarattıklarını en iyi bilendir. Kur’an, inanç bakımından insanı tarif ederken doğru yolu seçenleri; eğri yollara sapanları olarak nitelemektedir.
Müminler şahitliklerini gizlemezler. (2/283) Kendileri, ana babası ve akrabaları aleyhine de olsa adaletten ayrılmadan üzerlerine düşeni yapıp; Allah için dosdoğru şahitlik yaparlar. Hislerine uyup asla adaletten sapmazlar.(70/33; 4/135)
Allah’ı öfkelendiren şeylerin peşine düşer; hoşnut olacağı şeylerden ise nefret Bu yüzdendir ki Allah da onların tüm amellerini boşa çıkarmış ve onlar, ahirette hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır. (47/28; 5/5)
Özü sözü doğru olan müminler, Allah’a vermiş oldukları sözü yerine getirirler ve yeminlerini asla bozmazlar.(33/35; 13/19-20) Allah’ı şahit göstererek kesinliğe kavuşturdukları yeminlerini ve yaptığı anlaşmaların gereği verdikleri sözleri, menfaatleri uğruna bozmazlar.(16/91)
Kâfirler Kur’an-ı Kerim için, Hz. Peygamber’in (s.a.v) uydurduğu ve birilerinin de bu konuda kendisine yar- dım ettiği düzmece bir kitapolduğu iftirasını atarlar. Kur’an’ın, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) birileri tarafından okunup yazdırılan eskilerin masallarıolduğunu iddiasında (25/4-6)
Arzularını ilahlaştıranlar, “Bu dünya hayatımızdan başka hayat yoktur.” derler. “Gerçek olan sadece yaşadığımız dünya hayatıdır. Ölür ve yaşarız. Bir daha diriltilecek te değiliz. Bizi ancak zaman helak eder” diyerek ahiret hayatını inkâr ederler. (45/24; 23/37; 6/29)
Allah, kendilerine bir nimet tattırdığında buna sevinirler; ancak kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelse hemen ümitsizliğe düşerler. (30/36)

Müşrikler Musibetler karşısında Ümitsizliğe Düşerler
Ben Hangisiyim? Kitabından Alıntı
Helal ya da haram kılma yetkisi ancak Allah’a aittir. Allah, “Bu haram, şu helal” diye verilen uyduruk hükümlerin cezasını elbette hesap gününde (6/138-139)
İnsanlardan öyleleri vardır ki; Allah’ın dışında bir kısım varlıkları O’na denk tutarak, Allah’ı sever gibi (2/165) Böylece imanlarına şirk bulaştırıp, yoldan sapmış olurlar. (6/82)
Müminlerin yoksullarını, “Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu kimseler bunlar mı?” diyerek alaya alırlar. (6/53) Oysa rızkı veren Allah, dilediğinin rızkını bollaştırırken dilediğinin de rızkını da kısar.
Verilen her nimet Allah tarafındandır. Dokunan her zararın def’i için müracaat merci de Allah’tır. (16/53) İnsan dara düşünce sıkıntısının giderilmesi için Allah’a dua Ancak bazıları, sıkıntıları giderilip de kendilerine bir rahmet tattırıldığında hemen Allah’ı unutup;
Kuşkusuz Allah katında geçerli tek din İslâm’dır. (3/19) Kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki o din, ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.(3/85)
Onlar, “Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız O’ndan başkasına tapmaz ve hiçbir şeyi de O’na rağmen haram saymazdık” iftirasını atarak; Allah’ı işledikleri günahların onay makamı olarak görürler. (16/35; 6/148; 43/20)
Yahudiler “Üzeyir”, Hristiyanlar da “Mesih” Allah’ın oğludur diye O’na çocuk isnat ederler.(9/30) Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısı, her şeyi hakkıyla bilen Allah’ın nasıl çocuğu olabilir ki? (6/101)
Allah’ı bırakıp da hiçbir fayda ya da zararı olmayan varlıklara tapmakla kendilerine yazık etmişlerdir. Oysa bağışlayan ve esirgeyen Allah’ın dışında dua mercii Kuluna bir zarar verecek olsa onu O’ndan başka giderecek, iyilik dilemesi hâlinde ise lütfunu engelleyebilecek hiç kimse yoktur. (10/107)
Sonsuz kerem sahibi olan Allah, en güzel biçimde yarattığı insana,(95/4) varlığa dair bütün isimleri ve kalemle yazmayı öğretti.(2/32; 96/1-5) İdrak etmesi için ona kulaklar, gözler, dudaklar, dil ve kalpler ihsan edip; biri doğru diğeri eğri olmak üzere iki de yol gösterdi.
Kendilerine gerçeğin bilgisi geldiğinde önyargılı davranıp, “Bu bir büyüdür ve biz bunu kabul etmeyiz” dediler. “Hem bu Kur’an Mekke’den Velîd bin Muğîre’ye ya da Ta- if’ten Urve es-Sekafî’ye indirilseydi ya!” diyerek de Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini de reddettiler.(43/30-31)
Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan infak edin” denildiğinde onlar, “Allah’ın istemesi hâlinde doyurabileceği kimseleri biz mi besleyeceğiz” diye itiraz ederler.36/47)
Eğer sen zanla hareket eden ve işlerini tahminle yürütenlere uyarsan, bil ki seni yolundan saptırırlar.(6/116) Onlar, gerçek ve kesin bilginin yerini tutmayan zanla hareket ederler. Allah’ı bırakıp, O’na ortak koştukları sözde tanrıları ilah edinirler.(10/36, 66)
Halkın en hayırlısı olanlar, iman edip dünya ve ahiret hayatı için faydalı işler yapanlardır.(98/7; 21/94) Allah böyleleri için “Güzel bir hayat” vadetmekte ve yaptıklarının karşılığını daha güzeliyle vereceğini buyurmaktadır.(16/97)
Sayfa 4 / 5