İnsan, kendisine verilen nimetler karşısında şükredip gereğini yapması gerekirken, nimeti verene sırtını döner. Bir sıkıntıyla karşılaştığında ise sabır göstermek yerine hemen ümitsizliğe kapılır. (17/83)

İnsan Sabırsız ve Şükürsüzdür
Ben Hangisiyim? Kitabından Alıntı
İnsan hayrı istediği gibi şerri de çabucak ister.(17/11) “Şayet bu Kur’an doğrusu ise tehdit ettiği azap ne zaman? Gelsin de görelim bakalım” diye aklınca alay eder. Ah keşke onlar, üzerlerinden savamayacakları azabı ve hiç kimsenin de kendilerine yardımcı olamayacağı günü bir bilseler.
İnsan yaratıcısına karşı pek nankördür. Bunu kendisi de çok iyi bilir. Ancak onun mala olan aşırı düşkünlüğü kendisini bu yola sürüklemiştir. (100/6-8) Kendisine bir rahmet tattırıldığında ona sevinir; fakat kendi elleriyle işledikleri yüzünden başına bir musibet geldiğinde ise hemen nankör kesilir. (42/48)
Müminler, çirkin bir iş ya da kendilerine bir kötülük yaptıklarında; bunda bile bile ısrar etmezler. Vakit geçirmeksizin tövbe eder, günahlarının bağışlanmasını dilerler.(3/135; 6/54; 40/55; 71/10; 110/3; 11/3; 19/60; 40/55; 51/18)
Kendilerine Allah’ın emaneti olan yetimin malına, onun faydasına olmadıkça asla el sürmezler.(6/152; 17/34) Onların mallarını kendi mallarına katarak; helal olan mallarına halelgetirmezler.(4/2)
İman edip de gücü yeten kimsenin haccetmesi, Allah’ın onlar üzerindeki hakkıdır. (3/97) Allah, Peygamber’e (s.a.v.), “İnsanlara hac ibadetini duyur gerek yaya gerekse binitlerle uzak yerlerden gelsinler.
Kuşkusuz Allah katında geçerli tek din İslâm’dır. (3/19) Kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki o din, ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.(3/85)
Allah Kur’an’ı, günahtan sakınanları onunla müjdelesin; inatla direnenleri ise onunla uyarsın diye Hz. Peygamber’in (s.a.v.) dilinde (Arapça) indirip, kolay ve anlaşılır kılmıştır.(19/97)
Nisyan ile malul olan insana bu özelliği, atasından miras kalmıştır. Hz. Âdem (a.s.) yasak ağacın meyvesinden yemeyeceğine dair Allah’a verdiği sözü unutmuştu. Çünkü onda yeterli bir kararlılık yoktu.(20/115)
İnsanlar önceleri tevhîd üzere yaşayan tek bir ümmet idi. Sonra aralarında ihtilaf hasıl oldu. Allah onlara, aralarındaki ihtilafı gidermesi için müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi.
İman edenlerle inkâr edenlerin korkuları farklıdır. Müminler Allah’tan, iman etmeyenler ise Allah’tan başka her şeyden korkarlar. Onların müminlere dair kalplerinde var olan korkuları, Allah korkusundan çok daha fazladır.(59/13)
Kişinin yapamayacağı şeyleri söylemesi, Allah katında çok çirkin bir davranıştır.(61/2-3)“İnşallah” (Allah izin verirse)” demeden “Bunu yarın yapacağım” Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de!(18/23)
Şeytan içki ve kumar yoluyla insanların arasına kin ve düşmanlık Mümin kimse içki, kumar, dikilitaşlar, fal okları gibi insanı Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoyan; şeytan işi iğrenç şeylerden uzak durur.(5/90-91)
Oruç, önceki ümmetlere farz kılındığı gibi; sakınıp, korunmaları için müminler üzerine de sayılı günlerde farz kılınmıştır. O günler, doğruyu eğriden ayıran ve doğru yolu bulma konusunda insanlara rehber olan; Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Ramazan ayının tamamıdır.
Eğer sen zanla hareket eden ve işlerini tahminle yürütenlere uyarsan, bil ki seni yolundan saptırırlar.(6/116) Onlar, gerçek ve kesin bilginin yerini tutmayan zanla hareket ederler. Allah’ı bırakıp, O’na ortak koştukları sözde tanrıları ilah edinirler.(10/36, 66)
Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan infak edin” denildiğinde onlar, “Allah’ın istemesi hâlinde doyurabileceği kimseleri biz mi besleyeceğiz” diye itiraz ederler.36/47)
Kendilerine gerçeğin bilgisi geldiğinde önyargılı davranıp, “Bu bir büyüdür ve biz bunu kabul etmeyiz” dediler. “Hem bu Kur’an Mekke’den Velîd bin Muğîre’ye ya da Ta- if’ten Urve es-Sekafî’ye indirilseydi ya!” diyerek de Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini de reddettiler.(43/30-31)
Sonsuz kerem sahibi olan Allah, en güzel biçimde yarattığı insana,(95/4) varlığa dair bütün isimleri ve kalemle yazmayı öğretti.(2/32; 96/1-5) İdrak etmesi için ona kulaklar, gözler, dudaklar, dil ve kalpler ihsan edip; biri doğru diğeri eğri olmak üzere iki de yol gösterdi.
Allah’ı bırakıp da hiçbir fayda ya da zararı olmayan varlıklara tapmakla kendilerine yazık etmişlerdir. Oysa bağışlayan ve esirgeyen Allah’ın dışında dua mercii Kuluna bir zarar verecek olsa onu O’ndan başka giderecek, iyilik dilemesi hâlinde ise lütfunu engelleyebilecek hiç kimse yoktur. (10/107)
Müminler, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan ka- çınır; öfkelenseler bile bağışlayıcı olurlar.(42/37) Kim kendine yapılan kötülüğün karşılığını, ona denk bir davranışla savma yetkisi olmasına rağmen böyle yapmaz da
Sayfa 3 / 5